Ahmet Akın

Ahmet Akın

BAŞKALARINA, SİZE DAVRANILMASINI İSTEDİĞİNİZ GİBİ DAVRANIN


Doğru olanı yapma niyetinizi sürekli olarak eyleme dökerek kendinizde iyi değerler geliştirirsiniz.  Doğru olanı yapmak, gereksinim duyduğunuzda kendiliğinden ortaya çıkan bir alışkanlık haline gelir.

Öyleyse neden bu kadar çok insan yapmazken doğru olanı yapalım?
Çünkü içgüdüsel olarak doğru olanı yapmanın size fayda sağlayacağını, başkalarının size güvenmesini, sizinle işbirliği yapmasını ve hayatta gereksinim duyduklarınızı elde etmenizde sizi desteklemesini sağlayacağını biliyorsunuz. 

Düşüşleriniz ve çarpışmalarınız hakkında sonsuza dek endişelenmeyin; bunlar geçmişte kaldı ve bunlar hakkında endişelenmek, hayatta ilerlemeye çalışırken sizi felç edebilir. Sadece hatalarınızdan ders çıkarın ve yolunuza devam edin.
Hayatın her noktasında dengeyi bulmak için iyi bir kural şudur: Başkalarına, size davranılmasını istediğiniz gibi davranın.

Doğru olanı yapma, birbirimize güvenme ve iş birliği yapma içgüdülerimiz, insanların bugün Dünya'ya hükmetmek için hayatta kalmasının nedenidir. 

Dürüstlük, iyilik, alçakgönüllülük, doğruluk, adalet, sadakat, onur, nezaket, sabır ve cesaret sessiz değerlerdir. Bunlar başkaları tarafından size atfedilmesi gereken kazanılmış kelimelerdir; bunları kendiniz için ilan etmeniz iddianızı geçersiz kılar. Birisi bu değerlere göre yaşadığında, insanlar onun iyi karakterli bir insan olduğunu söyler. 

Birçok insan, kendi işlerini kurduk-larında iyi değerler oluşturmanın daha kolay olduğunu düşünüyor. Kendi patronunuz olmak, değerle- rinizi oluşturan ve tanımlayan birçok karar ve eylem üzerinde size daha fazla kontrol sağlar.

Bir kişinin veya grubun değerlerini nasıl belirlersiniz? Söylediklerine değil, yaptıklarına bakarsınız. İnsanlar ve gruplar neredeyse her zaman iyi değerlere sahip oldukla- rını ve doğru şeyi yaptıklarını söylerler, hatta öyle olmasalar bile. Dolayısıyla gerçeği bulmak için, aslında ne yaptıklarına, nasıl davrandıklarına ve onlarla ilgisi olmayan diğer kişilerin onlar hakkında ne söylediklerine bakmalısınız. Kötü değerlere sahip insanlar ve gruplar genellikle bu gerçeği saklamakta oldukça iyidirler.

Atalarımız sürekli olarak can güvenliği korkusuyla yaşadılar ve tehlikeyi sezme içgüdülerine güvenerek hayatta kaldılar. Bugün, onlara kıyasla çok daha az tehlikeyle karşı karşıyayız. Yine de tehlikeyi sezme içgüdülerimiz hala güçlü ve ne yazık ki, aslında tehdit altında olmadığınız halde size tehdit altında olduğunuzu söyleyebilirler.

Atalarımızın karşılaştığı tehlikeler gerçek, acil ve yaşamı tehdit ediciydi. Bu tehlikeler elektronik ekranda gösterilen soyut görüntüler değildi. Oysa bugün elektronik ekranda görüntüler gördüğümüzde, hayatımız hiç tehdit altında olmasa bile içgüdülerimiz yaşamı tehdit eden bir tehlike algılayabiliyor.

ahmetakinmersin@gmail.com




ARŞİV YAZILAR