ÇANAKKALE, DESTANDIR…
Yıl, 1915...
1. Dünya Savaşı'nın en çetin dönemi yaşanıyor. Halk perişan, sefil. Yokluk, yoksunluk, zorluk; memleket işgal altında...
İşgal güçlerinin şubat ayından itibaren boğazları ele geçirmek için yaptığı saldırı, mart ayında Çanakkale'de şiddetlenmiş durumda. Çanakkale'ye gönderilen Nusret Mayın Gemisi, bir gece vakti, ışıklarını söndürüp ilerlemeye başlıyor. Akyarlar'a sessiz bir şekilde mayınlarını bırakıyor.
10 gün sonra saldırıya geçen müttefik donanmasından 3 büyük gemi, mayınlara çarparak Boğaz'ın serin sularında batıyor.
İşte bu olay, 18 Mart 1915 tarihinde zaferimizle sonuçlanan Çanakkale Deniz Savaşları'nın seyrini değiştiriyor.
18 Mart günü, Türk askeri, var gücüyle direndiği, kudreti ve vatan sevgisiyle karşı koyduğu işgalcileri püskürtüyor.
Çanakkale, destandır...
Yazarı Mustafa Kemal ATATÜRK ve Türk Milletidir...
Tüm yüreğinde hissedenlerin Çanakkale Zaferini kutluyorum. Başta Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere, bütün kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyorum.
*****
Gelelim bugünkü konukluğumuza...
Yüzbaşı Yusuf Kenan'a...
"Toprakları toprak yapan üstündeki kandır.
Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır." der ya şair yürek dökümünde...
Bu bir Çanakkale şehidimizin, vatan kahramanımızın hikâyesidir dostlar. Bu, kara muharebelerinin başladığı 25 Nisan 1915 günü, İkiz Koyu’na İngilizlerin yaptığı çıkarmayı ilk fark eden ve 250 kişilik birliğiyle 2 bin 500 kişilik düşman birliğini durduran; aynı gün, aynı olayda şehit düşen 7.Bölük Komutanı Yüzbaşı Yusuf Kenan’ın hikâyesidir.
Tarihini, geçmişini, kültürünü, okumayı ve vatanını sevenler tarafından okuna...
*****
Öncelikle, Yüzbaşı Yusuf Kenan, Çanakkale Destanı'nın binlerce ismi pek de bilinmeyen kahramanından biridir.
"Çanakkale Destanı" diyorum; savaş değildir orada yaşanılan, imkânsızlıklar içerisinde yaratılan bir destandır Çanakkale, oradan Vatan...
*****
ATATÜRK'ümüzle aynı yıl, 1881'de, Edirne'de doğdu Yusuf Kenan...
Doğumunun hemen ardından, henüz kundaktayken, annesi de babası da üst üste ayrıldı bu hayattan.
Öksüz ve yetim büyüdü.
Devletin okullarında öğrenim görüp, memleketine en iyi hizmeti asker olarak yapacağını düşünüyordu.
Çalışkandı, vatanseverdi, atikti ve sorumluluk sahibiydi.
Harbiye'ye girdi.
Harbiye'de Mustafa Kemâl'in dönem arkadaşıydı.
Harbiye sonrasında, pilotluk eğitimi için Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa'nın desteğiyle, Süvari Yüzbaşı Fesa ile birlikte Fransa'ya gönderildi.
Ve Bleriot Fabrikası'nın uçuş okulunda eğitim alarak ilk Türk savaş pilotlarından biri oldu.
*****
Yıllar sonra Harbiye'den iki sınıf arkadaşının yolları, Çanakkale'de bir kez daha kesişti...
7.Bölük Komutanı Yüzbaşı Yusuf Kenan da 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemâl gibi inisiyatif kullanıp, savaşın seyrini değiştiren, Çanakkale'nin "Destan" olmasını sağlayan bir subaydı.
*****
Kendisinden 7 yaş küçük Zehra ile evliydi Yüzbaşı Yusuf Kenan...
Rüçhan ve Müjgan adında iki de çocukları vardı. Ve bir de, Vatan'ları...
Vatan deyince, gerisi teferruattı ya...
Birbirlerine özlemlerini mektuplarla dindirmeye çalıştılar; cepheden yuvaya...
Çoktur ya, aralarındaki mektuplaşmalar...
Şehit olmadan kısa bir süre önce, 1915 yılı başlarında Zehra Hanım, Yusuf Kenan'a bir mektup daha yazar. Buyurun birlikte okuyalım. tarihin tozlu sayfalarına birlikte dalalım:
"Ruhum, Sevgili Beyim!
Sıhhat ve afiyetinizin devamını şükrederek mütaala eylerim. Mevcut şartlar bir kere yoluna girse de, bizler de yuvalarımıza çekilsek Ya Rab!
Sevgilim, yine size sitem edeceğim. Mektuplarınız pek kayıtsızlıkla yazılıyor. Öyle bir tarzda yazıyorsunuz ki, ne diyeyim, ancak tabur komutanına böyle yazılır.
Beyim, haneciğimize ne zaman kavuşacağız? Halimiz neye varacak Bazı günler oluyor ki dünya gözüme zindan oluyor.
Aman Ya Rab, ne zaman biz de herkes gibi doya doya evimizde oturacağız? Her bir şeyden anlamaya başlamış olan Rüçhan'ımızı, ne zaman ortamıza alıp gülüşeceğiz?
Hakikatli Beyim, Efendim!
Hayli günlerdir afiyetinize dair mektubunuzu alamadığım için merak ve endişe etmekteyim. Rica ederim, varakpareciğimin (mektubumun) varmasıyla, hemen afiyetinizi bildiriniz. Zira son derece üzülüyorum.
Hep sükût ediyorsunuz. Benim nasıl meraklı olduğumu bilirsiniz. Yavrularıma baktıkça gayri ihtiyari ağlıyorum.
Bizler hamd olsun cümleten afiyetteyiz. Rüçhan yine sizi pek sayıklamaktadır. Müjgan ise tombul tombul bir çocuk oldu. Arka üstü bırakılmıyor. Hemen dönüp, emekler gibi tavırlar gösteriyor.
Cenab-ı Hak kısa zamanda kavuşmak nasip eylesin, amin!"
*****
Mektubu okur okumaz, şehadetinden bir kaç gün önce, hani şu İngilizlerin kara harekâtını başlatmasından yani... Cevap yazar Yüzbaşı Yusuf Kenan:
"Ruhum!
Vatan'ımızın - milletimizin geçirdiği şu felaket zaman, hangi mümini kederlendirmemiştir ki! Ben de o milletin ferdi olduğum için, bu büyük felakete iştirak etmeyeyim...
Zehracığım, ne yapayım? Vatanın bölündüğünü görürken kalbim çırpınıyor, yüreğim çarpıyor. Zira saadet hali ile yaşamamız, ancak,
vatanın selametiyle kaim olacaktır.
Bugüne kadar size birkaç mektup gönderdim. Fakat zarflar açık olarak gittiği için bir şey yazılamıyordu. Buradan başka bir vasıta bulmak zor olduğundan, mecburen posta ile gönderiyorum.
Bugün Çiftlik kuryesinden birisi, bizim mevkiiye gelmiş olduğundan, fırsattan istifade alelacele kurşun kalemi ile yazıyorum.
Zehracığım, beni katiyen merak etmeyiniz! Cenab-ı Hak'tan bir arzum varsa, o da senin mini mini yavrularımla beraber sıhhatte daim olmanızdır.
Bugüne kadar düşman çeşitli defalar Boğaz'a denizden hücum ediyorsa da; Allah'ın yardımıyla, hiçbir başarı elde edememiştir.
Vallahi bir tanesi batarken, kendi gözümle gördüm.
Ve hasara uğrayanların da; diğer gemilerin yardımıyla Boğaz'dan dışarı çekildiğini, aynen müşahede eyledim.
Bu haller, Mart'ın beşinde (18 Mart) olmuş idi.
İnşallah, bu hainler, yakında büsbütün mahvolacaklardır."
*****
Dediği gibi de oldu Yüzbaşı Yusuf Kenan'ın...
Şehadeti günü, yani 25 Nisan 1915 günü, İngiliz kuvvetlerinin kara harekâtını başlattığı ve çıkarma yaptığı İkiz Koyu'nda; aldığı inisiyatif sayesinde Yarbay Mustafa Kemâl'in, Arıburnudaki başarısının bir benzerine imza attı.
Resmin bütününü görebilen bir komutandı Yüzbaşı Yusuf Kenan...
2. Tabur komutanından, 3. Tabur'un ihtiyatını teşkil etmek yönünde emir alsa da; yeni bir durumla karşılaşmış bulunuyordu.
Önünde serbest sayılabilecek şekilde, küçük bir manga tarafından oyalanan çıkarma birliği bulmuştu.
Kıyıyı savunan 3. Tabur'un arkasına sarkabilecek pozisyonda bulunan düşmanı serbest bırakması halinde, taburun savunması erkenden çökebilirdi.
Koca bir milleti ve vatanın tamamını ilgilendiren tarihi bir risk ve inisiyatif aldı.
Buradaki düşmanı başıboş bıraktığı takdirde, 3. Tabur'un ve buna bağlı olarak Alayın düşeceği zor durumu takdir ediyordu.
Bu zor şartlarda en doğru kararı vermek ve bunu emir şeklinde geç kalmadan başaracağına, kesin güven duyduğu bölüğüne bildirmesi ve sonuçtan doğacak sorumluluğu üstlenmesi gerekiyordu.
Biliyordu ki bu sorumluluk, emrindeki insanların yaşamı ve ulusun kaderi ile ilgiliydi. Ve çok büyük bir ağırlık taşıyordu.
Yurt sevgisi, görev bilinci ve sorumluluk üstlenebilme gücü olan
Yüzbaşı Yusuf Kenan, tereddüt etmeden, önündeki düşmana taarruz emri verdi.
Tıpkı aynı gün, Yarbay Mustafa Kemâl'in Tümenindeki ast komutanlarına vereceği:
"Ben sizlere taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum! Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde, yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar gelebilir." emri gibi...
İngiliz düşman birliklerinin sayısı 2 bin 500'dü. 7. Bölük kahraman askerleri ise anca 250 kişiydi. Yani düşman askeri, 10 kat fazlaydı. Ve mühimmat yönünden, çok daha fazlalıkları vardı.
Üç şeyleri eksikti ama:
İnançları,
Yürekleri,
Vatan Sevgi'leri...
Akşama kadar devam etti muharebe. Ve gemilerin korkunç topçu atışları...
Mevcudunun yarısından fazlasını ve komutanları Yüzbaşı Yusuf Kenan'ı kaybeden ve tarihe "7. Bölük Taarruzu" olarak geçen bu taarruz sonrasında İngiliz birlikleri, büyük kayıplar vererek geriye çekilmişti.
Ve İngiliz Kara Harekâtı böyle çökertilmişti.
*****
Yine bir Türk askeri,
Türk askerleri,
Türk subayı,
Türk subayları;
Kendi(ler)inden geçerek,
Vatan'(lar)ı için şehit olmuştu(lar)...
*****
Minnet ve saygıyla...
18 Mart Çanakkale Destanı ve Şehitleri Anma Günü'müz kutlu ola...


