Mersin İstişare Kulübü’nün “Çevre Sorunları ve Çözüm Önerileri” toplantısında konuşan uzmanlar; çevresel risklere dikkat çekti.

Mersin İstişare Kulübü’nün “Çevre Sorunları ve Çözüm Önerileri” toplantısında konuşan uzmanlar; çevresel risklere dikkat çekti. bozyazigazetesi.com

Mersin İstişare Kulübü, Kasım ayı toplantısında çevre ve atık yönetimi konularını ele aldığı “Çevre Sorunları ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir buluşma gerçekleştirdi.


 

Açılış konuşmasını yapan Mersin İstişare Kulübü Başkanı Ferudun Gündüz, 
 “ 7. yılına giren kulübümüz bir Düşünce Kulübüne evrilme hedefine adım adım ulaşmaktadır.

 

Bu süre içinde çok farklı konuları gündemimize alıp üzerinde istişarede bulunup sonuçlarını basın aracılığı ile kamuoyu ve karar vericilerle paylaştık. 

 

Eğitim, Adalet , Tarım, Turizm, Lojistik, Kadına Şiddet, Medyanın Önemi, Sivil Toplum Kuruluşları, Ukrayna savaşı, Kent Markalaşması, Göç , Bilişim ve Yapay Zeka, Deprem, Denize Sırtını Dönen Mersin,  Ormansızlaşma, Çevre Sorunları, 
vb onlarca konuyu masaya yatırıp çözüm yolları için fikirler ürettik.

 

 


Türkiye’nin son yıllarda demokrasi, eğitim ve basın özgürlüğü gibi alanlarda da gerilediğini üzülerek gözlüyor ve karar vericileri bu konudaki politikalarını gözden geçirmeye davet ediyorum. Çevre sorunlarının da bu tablo içinde giderek arttığını gözlüyoruz bu nedenle de MİK İcra Kurulu olarak bu ayki konuyu çevre sorunları ve atık üzerinde yapmaya karar verdik.  Toplum olarak cesaretle sessizliğimizi bozmalı ve yanlışlıklara karşı tepki göstermeli ve artık ayağa kalkmalıyız dedi. ”

 

“Çevre sorunlarının çözümü siyasal iradeye bağlı”
Prof. Dr. Halil Kumbur, çevre kirliliği ve kokusu üzerine literatür bilgileri paylaşarak Avrupa’da çevre politikalarının büyük ölçüde başarıyla uygulandığını söyledi. Türkiye’de çevre mevzuatının temelini oluşturan 1993 tarihli ÇED Yönetmeliği’nin bugün gereği gibi uygulanamadığını ifade eden Kumbur, çevre sorunlarının çözümünün siyasi iktidarların yaklaşımıyla doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çekti.
Küresel çevre tartışmalarının ekonomik çıkarlarla iç içe geçtiğini belirten Kumbur, doğal kaynaklar üzerindeki uluslararası rekabetin özellikle insan hakları ve çevre hakları söylemleri üzerinden yürütüldüğünü anlattı. Yeşil dönüşüm politikalarının da gelişmiş ülkelerin fosil yakıtlar üzerindeki ekonomik pozisyonlarını yeniden şekillendirmek için kullandığı bir araç olduğunu söyledi.

 

 

“Türkiye, Avrupa’nın en çok plastik atık ithal eden ülkesi”
Çevre aktivisti Sabahat Aslan, plastik atık krizine dikkat çekerek Çin’in 2018’de plastik atık ithalatını durdurmasının ardından Türkiye’nin Avrupa Birliği ülkeleri arasında en fazla plastik atık ithal eden ülke hâline geldiğini belirtti. Türkiye’nin kendi plastik atığıyla bile baş edemezken yılda yaklaşık 500 bin ton plastik atık ithal ettiğini söyleyen Aslan, geri dönüştürülemeyen bu atıkların tarım alanlarına, ormanlara, derelere ve denizlere bırakıldığını, bazen yaşam alanlarında yakılarak imha edildiğini ifade etti.


Aslan, çözüm için plastik atık ithalatının tamamen yasaklanmasını, yasal düzenlemelerin güçlendirilmesini, tek kullanımlık plastiklerin yasaklanmasını ve geri kullanılabilir malzemelerin teşvik edilmesini önerdi.

 

Mersin 2050’de ciddi kuraklık riskiyle karşı karşıya
Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Sinan Can, koordinasyonunu yürüttüğü Climaax Projesi kapsamında Mersin’in iklim değişikliği ve kuraklık projeksiyonlarını anlattı. Bilimsel verilerin, Mersin’in 2050 yılına doğru ciddi bir kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceğini gösterdiğini ifade eden Can, bu çalışmanın kentin olası risklere karşı uyum stratejileri geliştirmesine katkı sunduğunu söyledi.
Seyhan ve Ceyhan nehirlerinde kirlenme tehlikesi
Can, Seyhan ve Ceyhan nehirlerindeki mikroplastik ve genel kirlilik seviyelerinin alarm verici boyutlara ulaştığını belirterek bölgedeki çevresel baskıların arttığını vurguladı.


Silifke’deki çevre ihlallerine de değinen Can, enerji tesislerinden kentleşmeye kadar birçok yükün ilçeye bindiğini söyledi. Sit alanına otel yapılmak istendiğini belirten Can, bir ÇED raporunda sit alanındaki tarihi su kemerinin “havuz” olarak gösterildiğini belirterek bunun koruma ilkelerine tamamen aykırı olduğunu ifade etti. “Orayı koru, sonra kullan; ama kullanırken de koruma-kullanma dengesine sadık kal” dedi.
Tisan’daki yapılaşma ve erişim endişesi
Sinan Can, Tisan bölgesindeki yapılaşmanın çevre, avcılık, liman ve serbest bölgelerle ilgili birçok kanuna aykırı şekilde ilerlediğini söyledi. Tisan’ın Mersinlilerin erişemeyeceği bir alana dönüştürüldüğünü iddia eden Can, bölgeye yakın zamanda güvenlik konularak girişlerin kısıtlanabileceğini savundu. Tisan’ın dünyanın en değerli koylarından biri olduğunu hatırlatan Can, “Bölge hukuksuz bir süreçle belirli gruplara servis edilmiş gibi görünüyor” dedi. Açtıkları davayı kaybettiklerini ancak kararın kamu yararı açısından yanlış olduğunu düşündüklerini ifade etti.

 

Taşucu Limanı ve Göksu Deltası için kritik uyarı
Can, Taşucu Limanı’nın genişletilmesi ve arka kısmının serbest bölge ile sanayi-depolama alanına dönüştürülmesinin Göksu Deltası’na büyük zarar vereceğini belirtti. 2023’te Göksu Deltası’nın korunması için açılan davayı kaybettiklerini, Danıştay’ın da olumsuz karar verdiğini söyleyen Can, “Göksu deltası zaten can çekişiyor. Bu planlar hayata geçerse 10 yıl sonra deltayı unutabiliriz” dedi.

 

MESKİ’den su arıtma ve SCADA sistemine ilişkin bilgiler
Toplantının sonunda MESKİ Arıtma Tesisleri Dairesi Başkanı Vekili Kadir İmaç, Mersin’de suyun kullanımı, arıtma süreçleri ve kullanılan SCADA kontrol sistemi hakkında teknik bilgiler aktardı. Program, konuşmacılara teşekkür belgelerinin verilmesiyle sona erdi.


MİK İcra Kurulu Üyesi Prof Dr Erkan AKTAŞ’da çevre sorunlarının hem Çukurova’da hem de Türkiye’de gittikçe arttığına dikkat çekerek” Türkiye’nin en çok çöp ithal eden ülkeler sıralamasında 1. sıraya yükselmesinin kabul edilemez olduğunu vurgulayarak ; hem eğitim yoluyla toplumda bilinç seviyesinin yükseltilmesi hem de caydırıcı cezalarla bu olumsuz gidişe dur denilmesi gerektiğimi belirtti.